Anasayfa Kültür / Sanat “Uludere hiçbir şekilde unutulmasın!” (Röportaj)

“Uludere hiçbir şekilde unutulmasın!” (Röportaj)

Pazartesi, 04 Haziran 2012 16:51
Yazdır PDF

İstanbul: Sanat cephesinden, Roboski katliamına hem bir tepki hemde bir belge niteliğinde yeni bir çalışma.  Pınar Aydınlar, Mart ayında “Mavi bir düş” isimli albümünün “Iraksamalar” ezgisinin klipini Roboski’de çekmişti. Yaşanan katliamın geride bıraktığı acıyı klipine taşıyan, Pınar Aydınlar’la Roboski çekimleri, yaşanan katliam ve başbakanın açıklamalarına ilişkin kısa bir röportaj geçekleştirdik.

Ö-G: Yeni bir klip çektiniz.  Yer olarak Uludere-Roboski’yi seçmenizin sebebi nedir?

Pınar Aydınlar: Kürt halkımızın üzerine yağan bombaları unutturmamak adına bir tepkiydi. Çünkü Roboski katliamında katledilen 34 genç bizim insanımızdı. İnsanlar yaşam mücadelelerini, ekmek kavgalarını ne zor şartlarda veriyor. 34 genç arkadaşımız bile bile, göz göre göre Roboski’de katledildi. Biz Mezopotamya Kültür Merkeziyle gittik. Gittiğimizde tabii ki bazı şeylere tanık olduk. O acıya yakından dokunabilmek, acılarına biraz olsun yoldaş olabilmek…Bunun ne kadar anlamlı olduğunu bir kere daha anladık. 4 saat gidiş 4 saat geliş uzun bir yol mücadelesi, 50 lira için ve bunun karşılığı da yaşamları.

Bunlar bu ülkenin acı gerçekleri. Biz bugüne kadar zulümler gördük, katliamlar yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Tabii ki bizde Kürt halkının yanındayız. Bir Alevi olarak Kürt halkıyla dayanışmanın önemine dikkat çekmek adına oradaydık. En çok halkların dayanışmasına ihtiyacımız var bugün.

Birbirimize karşı yüzyıllardır düşmanlık öğretilirken, yaşadığımız coğrafyanın özgür bir ülke olabilmesi için omuz omuza mücadele etmek gerektiğini anlatmak istedik. Roboski’de katledilen canlarımızı yalnız bırakmamak adına, onların dertlerinin kendi derdimiz olduğunu bir kere daha tekrarlamak adına bu klipi çektik.

Ö-G: Çekim süresince zorluk yaşadınız mı? Aynı zamanda devlet de kendini göstermiş çekimleri engellemeye çalışmış…

5 gün kaldık Roboski’de. Şartlar zor muydu evet zordu ama insan hemen adapte olabiliyor. Çünkü ne için gittiğinizi, neye hizmet ettiğinizi ve kimlerle olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz. Bunu bildiğiniz zaman sorun yok. Oraya alıştık hemen ama acıya alışmak gerçekten çok zor. Çünkü Encü ailelerini gördük, 34 çocuğun annelerini gördük, annelerin o dramına tanık olduk, hele ki tanrı inançları çok güçlü olan bir bölge ve zaman zaman nasıl tanrıyı sorguladıklarına da tanık olduk. Zaten Kürt halkının yaşam karşısında ne kadar ezildiğinin, bu ülkede ne kadar yok sayıldıklarının farkındayız. Dilleri  yasaklanan bir coğrafya… Her şey baskı altında. Karşımızda bütün hakları ellerinden alınan bir halk gerçekliği var.

Ve bütün bunlara rağmen hiçbir zaman direnmekten vazgeçmeyen bir halk var karşımızda. Ben Kürt halkının bu duruşunun her zaman önemsenmesi ve hak ettiği değeri verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesele, gerçekten birbirimize yoldaş olabilmekte onun için Roboski’ye gittik ve oradaki insanları tanıdık. Biz çekimleri yaparken bir görüntüde dağda, kaçaktan gelen bir arkadaş gördük, şaşırdık. Ama bu Roboski’nin gerçeklerinden biriydi. Bize “yabancı”, değişik geldi ama onlar o koşullar da ve o şartlar içinde yaşıyordu zaten.

Çekimlerin engellenmeye çalışılmasına, baskı uygulanması rağmen kimse vazgeçmedi. Hep beraber bu klipi oluşturduk.  Ailelerin, annelerin hepsinin acısı o kadar gerçek, o kadar taze ve sıcak ki, kimseye ağla, kimseye dur düşün denmedi. Böyle bir şey olmadı her şey tüm doğallığı içinde gelişti. Biz katledilen bir halkın yanında olma mücadelesi verirken bir yandan sadece düzenin istediği sanatçı anlayışını bize dayatmaya çalışan başka bir yapı var.

Ama şu geçekten önemli, eğer bugün tepki koymuyorsanız, ezilenden yana, haklıdan yana saf tutamıyorsanız gerçekten o zaman düzenin iş birlikçisinizdir, bunun başka bir açıklaması yok. Benimde yol aldığım sanat ve sanatçı anlayışı da olabildiğince muhalif bir kimlik içinde her zaman bu ülkenin ezilenlerinin yanında saf tutmaktan geçiyor.

Ö-G: Klip şu ana kadar burjuva medyada hiç yayınlanmadı, sizce bunun sebebi ne?

Tabii klip yayınlanmıyor. Bütün kanallara verildi. Ama bu “cesaret” işi sonuçta. Zaten yandaş medya ve kurumların hiçbir şekilde buna ilgi göstermeyeceğini biliyorduk. Bu bizim için çok sürpriz değil. Alevi ve Kürt halkının arasını açmaya çalışan anlayışların onaylamadığı klip bir çalışması bu.

Çünkü düzene ters gelen bir çalışma. Siz bu klipi yayınlarsanız; bugün Tayyip Erdoğan’dan, İdris Naim’e kadar onun bütün kabilesini karşınıza alırsınız demektir. Çünkü şöyle bir şey var ki, İnsansız hava uçakları, Heronlar o uçakları harekete geçiren bir zihniyet/anlayış var. Bu anlayışın adı AKP.

Bugün Roboski’de bombalar yağdı yarın öbür gün bir kez daha bir Sabiha Gökçen geleneğinin tekrarlanmayacağı kim karar verebilir.

“Bizim çocuklarımız satılık değil”

Ö-G: Başbakanın “Her kürtaj bir Uludere’dir” sözleri ve bu söylemlerle Roboski’yi ‘gündemden’ düşürme çabası hakkında ne düşünüyorsunuz?

AKP politikası gündemi değiştirmek için her an başka bir gündem ortaya atmakta marifetlidir. Bazen çok sinsi yapılıyor bu gündem değişikliği. O zaman elektrikten tutunda benzine kadar, yaşam haklarına varana değin saldırılar inceden inceye geçiriliyor.

Ama bu sefer çok ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Hem kürtaja karşı çıkmak gibi haddini bilmezlik var. Hem diğer yandan kaybedilen her çocuğun Uludere’deki çocukla eş tutulması var. Yalnız şu unutulmamalı Uludere’de ölen çocukları siz katlettiniz! Ama Kürtaj insanların bireysel/kişisel hakkıdır.

Bırakın bunları,  başka kimsenin haddine değil. Pervasızlıkları diz boyu. Bugün kürtaja kadar geldiyse bu mesele yarın kim bilir nereye varacak. 80’li dönemlere baktığımızda bu ülkede kürtaja dönük birçok ölüm yaşandı. Kürtaj yasaklanırsa sağlıksız ortamlarda kadın ölümleri çoğalacak, o zaman bunların tek sorumlusu AKP olacaktır.

Ö-G: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu klip yapılırken hiçbir ticari amaç güdülmedi. MKM’ye de çok teşekkür ediyorum. Klip bir belgesel niteliği taşıyor. Uludere hiçbir şekilde unutulmasın. Bize aileler şöyle demişti; “Biz asla onların tazminatlarını istemiyoruz. Bizim çocuklarımız satılık değil. Eğer adalet varsa o adaleti bizde istiyoruz.”

Bizler hiçbir şekilde unutmaktan yana değiliz. Çünkü unutmanın kabullenme olduğunu ve devamının geleceğini biliyoruz.

İzlemek İçin Tıklayınız:http://www.youtube.com/watch?v=q8JHXjw9zCY