Güncel

Annelerin güvercini Roboskili çocuklar

13-16 Mart tarihleri arasında Pınar Sağ’ın “Iraksamalar” adlı albümü için klip çekimi için gittiği Roboski’de biz de köylülerle bölge gerçekliği ve Roboski’de yaşananlar üzerine sohbet ettik.

Gördüklerimiz, hissettiklerimiz bize bir kez daha insanlığımızı, durduğumuz yeri sorgulattı.  Koruculuk ve kaçakçılık dışında yaşamak için başka yol bırakılmayan gençlerin anlattıkları, çocukların korku ve hüzün dolu bakışları, 20’sine varmadan evlenen kadınların çığlıkları, acı ve hüzün ama bir o kadar da sevgi dolu haykırışları karşısında hissettiklerimiz, artık sözlerin anlamını yitirmesiydi…

Roboski’de geçirdiğimiz üç gün ömrümüzün en ağır günleriydi. Onların acılarına dokunmak, kaçağa giden gençlerin, çocukların hayallerini, özlemlerini, yaşamdan beklentilerini dinlemek, gözyaşları kuruyan anaların içlerine akıttıkları yaşlarda anlamını bulan özgürlük, adalet, barış çığlıkları orada bulunan herkese ayrı ayrı sorumluluklar da yüklüyordu aslında…

Özellikle genç bir kadının “buraya yeni projeler, ihaleler yapılacağı söyleniyor. Biz şehit aileleri olarak projeler, ihaleler istemiyoruz. En büyük talebimiz sorumluların yargılanması. Bizim acımız üzerinden kimse nemalanmasın. Biz faillerin peşindeyiz. Biz tazminat da istemiyoruz. Bizim kardeşlerimizin yaşamı parayla ölçülmez” sözleri devletin katliamın üzerini örtme çabalarına en iyi cevaptı.

Aşağıda katliamda yaşamlarını yitiren kardeşlerinin dilinden yazdıkları mektuplarda anlatılanlar, aslında fazla söze gerek de bırakmayacak kadar yalın anlatıyor gerçekliği…


“Ben Fadıl Encü’yüm…”

Babamın gözbebeği, annemin güverciniyim. Sene 1991. Arkasından ağır bir karakış yerini bahara bırakıyordu Roboski’de doğduğum gün. Roboski köyü yoksul ve mağrur, çok belalar, çok sevinçler görmüş bir köydür.

8 çocuklu bir ailenin ilk ve en büyük erkek çocuğuydum. Büyük dediysem o kadar da büyük değil, daha 20 yaşındaydım. Hayatımın en güzel baharındaydım. En büyük oğul, babanın sağ koludur. Roboski köyünde, nereye gitse beni de götürürdü. Gelmediği gün kardeşlerimi bana emanet ederdi.

Babamın vekiliydim. Bana çok güvenirdi. Canım annem az kahrımı çekmedin. 6 yaşındayken hastalandığımda ne zorluklar çektirmiştim sana. Babam askerlikte iken hep sen ilgilendin benle, affet anneciğim. Küçük yaşımda bana Kuran okumayı, namaz kılmayı öğreten babama da ne kadar teşekkür etsem azdır.

Anneciğim, babacığım affedin beni. Hakkınızı ödeyemeden o koca bombalar ayırdı beni sizlerden.

Roboski’de fakirlik ve yoksulluk vardı. Tatlı ve parlak umutlarla başlamıştım okul hayatıma. Zor bela liseye kadar geldim. Oysa okusaydım neler yapardım neler…

Okumak, güzel bir hayat kurmak benim de hayalimdi elbette. Ama diğer kardeşlerim okusun, ailem rahat etsin diye gidiyordum “Sınır”a. Ev halkı ben Sınır’dan dönmeden uyumazdı. Annam, babam büyük umutlarla dönüşümü beklerdi. İkisi de gitmemi istemiyordu ama başka şansımız yoktu. Hem can yoldaşım kardeşlerim Celal ve Serhat da gidiyorlardı. Birbirimize söz vermiştik her yere birlikte gideceğimize dair. Güle oynaya yola koyulduk. Sevinçliydik, sanki kaçağa değil de düğüne gidiyor gibiydik o akşam. O sevinç, o mutluluk sonumuz olmuştu meğerse. Serhat kardeşim bizleri dört gözle bekleyen babalarımıza bizi merak etmeyin diye telefon açmak için yanımızdan ayrılmıştı.

İlk bomba bizleri birbirimizden ayırdı. Babam parçalanmış bedenimi tanıyamadı. Ya da tanımak istemedi. Maç yapmıştık o gün arkadaşlarımla. Alelacele eve gitmiştim. Maçtan sonra üzerimdeki formamı çıkartmamıştım giderken. İşte babam üzerimdeki formamdan ve bana verdiği elimdeki bastonumdan tanımıştı. Hakkınızı helal edin anneciğim, babacığım dönemedim sizlere…

Ben Fadıl Encü’yüm… Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var;

Eğer beni öldüren bombalar ADALET’i de öldürmediyse, ADALET talep ediyorum…

Herkesin hakkı değil mi ADALET?

YOKSA o kocaman, pahalı bombalarınızı, beni öldürmekte harcadığınız için devletten ÖZÜR, hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için; Genelkurmay’a TEŞEKKÜR mü etmeliyim!?


Annesinin Güvercini

Ben Serhat Encü…

Bir çöl çiçeği gibiydim. Gencecik ve yalnız. Hayata tutunan tek hayallerim vardı. Küçük kardeşlerime bakmak ve abilerimi okutmak. Aslında çok da fazla bir şey istemiyordum.

Oysa yaşadığımız kanunların içinde hayat şartları çok zordu. Ne beğeneceğim ne de geleceğim bir yer vardı. Dedim ya bizde yaşamak böyleydi. Hayatta kalabilmek için zor olsa da ölüme meydan okuyorduk. Ve bir gün ölüm, en acı şekilde buldu beni ve kardeşlerimi. Umutlarımız ve hayallerimiz uçakların ve bombaların hedefi oldu. Paramparça ettiler gencecik bedenlerimizi. Aslında biz bunu hak etmiyorduk.

Ey eli kanlı katiller, bizim suçumuz neydi de gencecik bedenlerimizi paramparça ettiniz. Hayat bizde niye böyledir? Niye, yoksa fakir olduğumuz için mi bu acıyı annelerimize reva gördüler. Hiçbir annemizin dökecek gözyaşı kalmadı ki.

Böyle ölüm nereye kadar? Böyle ezilmek ne zamana kadar? Söylüyorum size. Ey ben insanım diyenler, söylüyorum size. Adalet, eşitlik, barış nerede? Ne zamana kadar bu böyle gidecek? Hani biz barışın güvercinleri olacaktık…

Ey ben insanım diyenler, bu adaletsizliğe ve bu zulmünüze bir son verin. Size sesleniyorum, yeter artık. Annelerimizin yüreği yanmasın. Ocaklarımıza ateş düşmesin, gencecik bedenler paramparça olmasın. Umutlar ve hayaller yarım kalmasın…

Eğer bizi öldüren bombalar ADALETİ öldürmediyse ADALET talep ediyorum. Yoksa herkesin hakkı değil mi ADALET?

Hanım Encü

(Serhat Encü’nün ablası)


Benim abim satılık değil

O bombalar, o uçaklar, o karanlık ve soğuk geceleri hiçbir insan duymasın, görmesin. Benim yaşadığım acıyı hiçbir abla, kardeş görmesin, duymasın ki, acım o kadar büyük…

Benim ciğerimden bir parça gitti. Benim abimin taziyeleri devam ederken devlet tazminattan bahsetti. Benim abim satılık değil. Annem abimi para için büyütmedi. Dünya kadar para verseler, abimin tırnağına bile değmez. Benim abim gitti. Hiç kimsenin abisi gitmesin. Benim evime ateş düştü, hiç kimsenin evine ateş düşmesin.

En büyük isteğim, abimin katillerinin bulunması. Ben Adalet, Barış, Çözüm istiyorum. Bu akan kanın durmasını istiyorum…

Benim abim gitti. Hiç kimsenin abisi gitmesin.

35 insanın katilleri bulunsun…

Kımet Encü (Fadıl Encü’nün kız kardeşi)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu