Manşet

DHL işçileri ile röportaj

“Sadece 8 saat değil, hayatla direniyoruz!”

Direnişlerinin 270’li günlerinde DHL işçilerini Gebze’deki direniş çadırında Özgür Gelecek okurları olarak ziyaret ettik. 9 defa yıkılan, 1 defa yakılan çadırlarını restore eden işçilerle ve örgütlenme uzmanı ile yaptığımız sohbette DHL’deki örgütlenme çalışmalarının geldiği aşama, Hak-İş sendikasının ihanet eden tutumu, çalışan işçilerin sendikal çalışmayla birlikte yaşadığı dönüşüm vb. üzerine röportaj yaptık.

– Kaç yıldır DHL’de çalışıyorsunuz?

Şener Yüksel: 8 senedir çalışıyordum. Biz işe başladığımızda DHL bu kadar büyük değildi. Bizler çalışanlar olarak kendimizden çok fazla fedakarlık yaparak DHL’nin bugünlere gelmesini sağladık. DHL giderek büyüdü, ama o büyüdükçe biz o kadar küçüldük. Yılda % 3-5 oranında zamlar yapılıyordu. Esnek çalışmayla gece gündüz çalıştırılıyorduk.  Zamanla  benim maaşım arttı. Amir olarak çalışmaya başladığımda yani. Ama aldığım ücret yüksek olmasına rağmen şartlar beni tatmin etmiyordu.

Yoğun mesailer olduğunda, sorunlar olduğunda bireysel olarak tepki gösteriyordum. Ama tek başına yeterli olmuyordu. Gitmek de çözüm olmuyor. Bu süreçte istifa ederek işten ayrılan arkadaşlarımız da oldu. Ama önemli olan kalıp yerinde düzeltmekti.

– Sendikal çalışmayla birlikte neler değişti?

Özgen Turan: İşçilere özgüven geldi. Dün 3-5 kişiydik, bugün yüzlere ulaştık. Düne bakarsak bugün insanlar birbirleriyle farklı konuşuyorlar. Birliktelik kendini gösteriyor. Biz yemek ve çay saatlerinde çalışanların mola yerlerine giderek slogan atıyoruz, megafonla ajitasyon çekiyoruz. Üzerlerindeki yığınla baskıya rağmen korkularını atmış durumda arkadaşlarımız. Bizimle birlikte tel örgülerin arkasından slogan atıyorlar. Özellikle amirler üzerinde baskı uyguluyorlar. Çünkü amirlerin üye olması demek bir depoda çalışanların sendikaya üye olması demek.

– Bu süreç size neler öğretti?

Ömer Berk: Düne kadar hakkımız olduğunu, emeğimizin bu kadar değerli olduğunu bilmiyordum. Bunları gördükten sonra diyorum ki, dünya bizim sayemizde dönüyor.

– İşten çıkarıldığınızdan beri ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

– Eyüp Karakoç: Sendika ihtiyaçlarımızı karşılıyor. TÜMTİS bizim yanımızdan hiç ayrılmadı. Başta Ali Rıza abi olmak üzere öğretmenlerimiz deneyimleriyle ve ısrarıyla bize çok şey öğretti.

– Şener Yüksel: Biz de öğrenciler olarak iyi öğrendik. Şimdi sadece 8 saat değil hayatla direniyoruz burada. Ekmek kutsal bir şey. Biz çalışanlar olarak din ve milliyetçilik üzerinden farklı düşünceler taşıyabiliriz. Ama ekmek mücadelesinde ortaklaşıyoruz. Bizi bu şekilde bölmeye, farklı göstermeye çalışıyorlar.

– Ne diyorlar hakkınızda?

Özgen Turan: Zaten biz sendikal çalışma yapmaya başladığımızdan beri bir PKK’li oluyoruz bir DHKP-C’li. Hakkımızda böyle söylenerek içerden desteği azaltmaya çalışıyorlar. Biz buradan şunu söylüyoruz. Bizim haklı davamızda kimin hangi siyasi görüşünün olduğu önemli değil. Önemli olan bu çalışmalar içerisinde yer alması ve sonuna kadar devam etmesidir. Biz bir 8 ay daha kapıda tüm zorluklara rağmen direnişe devam ederiz. Bu konuda tereddüdü-müz yok.

Şener Yüksel: Bu konuda dışarıdan desteğin az olduğunu söylemek gerekiyor. Petrol-İş, Hava-iş ve Deri-İş’e destekleri için teşekkür ediyoruz. Ama başka sendikaları da yanımızda görmek istiyoruz. Süreci hızlıca kazanımla sonuçlandırmak için buna ihtiyacımız var. Çünkü DHL’de sendika- nın kazanması sadece TÜMTİS açısından bir kazanım olmayacak. 2200 kişinin çalıştığı bir yerde sendikanın olması sanayi kenti Gebze’de kurulu bulunan pek çok fabrikada bu çalışmaların başlaması demek.

Biz bunun farkındayız, bizim gibi pek çok insan, özellikle de patronlar farkında. Bizimle ya da bizden sonra atılan arkadaşların yanında görüldükleri için yanlışlık oldu denilerek işe geri alınan arkadaşlar var. Biz bu süreçte 6 arkadaşımızı geri aldırmayı başardık. Buradan da görülebilir kazanımlarımızın bölgeyi nasıl etkileyeceği.

– Üyelik çalışmaları şu an hangi noktada?

Ali Rıza Atik (TÜMTİS Genel Merkezi Örgütlenme Uzmanı): Ekonomik olarak oldukça zorlu şartlarda yaşıyor insanlar. 8-10 senedir çalışan insanların umutları her zam döneminde biraz daha tükeniyordu. Dün üye olan işçiler bugün bizimle birlikte halay çekiyorlar. Sonuçlandırmaya yaklaştığımız dönemde Hak-İş’e bağlı Öz Taşıma-İş diye adına sendika diyemeyeceğimiz bir sendika kuruldu. Müdürler eliyle çalışanlar bu sendikaya üye yapılmaya çalışılıyor ikna odalarında. Amirler tehdit ediliyor TÜMTİS için çalışmamaları yönünde. Öz Taşıma-İş, sınıfa ihanet eden taşeron bir sendika. Toplu sözleşme yetkisi olmaması bir yana 180 gündür (Öz Taşıma-İş kurulduğu dönemde direniş 180. günlerindeydi) direnişin ve üyelik çalışmalarının devam ettiği bir iş yerine niye geliniyor? İşveren eliyle getiriliyor. Çünkü işveren sendikası. Bunu da açıkça söylüyorlar.

– Nasıl bir çalışma yürütüyor bu sendika?

Ali Rıza Atik: Hak-İş üzerinden Şerafettin Koç eliyle yürütüyorlar çalışmalarını. Şerafettin Koç Gebze Sendikalar Birliği Dönem Sözcüsü. Aynı zamanda Kristal-İş Sendikası başkanının kardeşi. Buralardaki varlıklarını da kullanarak yapıyorlar çalışmalarını. TÜMTİS’in yetkili sendika olmasına engel olduğu çalışanlar tarafından da çok net görülüyor. Çünkü bu iş yerinde uzun zamandır taşeron var. Biz aynı zamanda taşeron eliyle çalıştırılmaya karşı da çalışma yürütüyoruz. Ama müdürler kadrolu çalışan sayısını yüksek gösterebilmek ve bizim sürecimizi uzatmak için taşeronda çalışanları belirli süreli iş sözleşmesi imzalatarak kadroya alıyor. Yani 3 aylık, 6 aylık sözleşmeli olarak çalıştırmaya devam ediyor. Tabii bu da karşılıksız olmuyor. Öz Taşıma-İş’e üye olmak koşuluyla. Bu sendika da işçiye ulaşmak için her yol mubah diyor. Bu çok tehlikeli bir ifade.

– Bu duruma karşı ne yapmak gerekiyor?

Ali Rıza Atik: Bu sendikanın ilerici sendikalar ve şubelerce teşhir edilmesi ve bulundukları platformlardan uzaklaştırılması, kınama cezaları verilmesi gerekiyor. Hak-İş’in yetkili olduğu yerlerde görüyoruz ki ücretler ya asgari ücret ya da çok düşük. Esnek çalışma ve taşeron hakim. Bunlara bakarsak patronların direktifiyle hareket ettiği görülüyor.

– Direnişinize destek yeterli mi?

Ali Rıza Atik: Açıkçası basın açıklamaları dışında sendikaların desteğini göremiyoruz. Biz her gün burada çadırımızdayız. Arkadaşlarımızın ziyaret edilmesi hem bizlerin hem de içerde çalışan arkadaşlarımızın umutlarını artıracak, gücümüzü pekiştirecektir. Çünkü önemli bir işi başardık. Kargolarda sendika olmaz gibi bir anlayışı UPS ile birlikte kırdık.

Ardından dağınık 12 deposu olan DHL gibi bir yerde yüzleri sendika üyesi yaptık. Yani bu tür kazanımlar diğer sendikaların ve iş yerlerinin önünü açıyor. Buraya verilecek destek ve sonrasındaki kazanımlar genel olarak Türkiye işçi sınıfının kazanımları olacaktır. Bunda çok netiz. Özellikle ilerici sendikaların buradan bakması ve yanımızda yer alması gerekiyor.

(Gebze’den bir ÖG okuru)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu