Manşet

“Fiili, meşru mücadele daha önemli” (2)

Bizler de dayatılan sendikasızlaşmaya, örgütlenmeye karşı yükselecek mücadeleye kendi cephemizden bir ses katmak amacıyla çeşitli sendika başkanları, direnişçi işçiler vb. ile röportajlar yaptık. Daha fazla gündemleştirmek, tartışmak, işçilerin, sendikacıların mücadele seslerine ortak olmak amacıyla önümüzdeki sayılarımızda da benzer yazılar yayımlayacağız. Bu yazıda Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi ile bir röportaş gerçekleştirdik.

Deri-İş Sendikası yeni sendikalar yasasıyla baraj altında kalan sendikalardan biri. Öncelikle Deri-İş’te durum nedir onu konuşalım.

Musa Servi: Deri-İş’teki durum mevcut sendikal mücadelenin durumundan farklı değil aslında. Yeni sendikalar yasası devletin “12 Eylül’le hesaplaşacağız, yasaklı zihniyeti değiştireceğiz” diyerek getirdiği bir yasadır. Yasaya baktığımız zaman ILO normlarına uygun olmadığı gibi, 12 Eylül’ün yasakçı zihniyetini kalıcı hale getirdiğini görüyoruz. Amaç mücadeleci sendikaları tasfiye etmektir.

Deri işkolunda daha önce de bu tür saldırılarla karşı karşıya kalmıştık. 12 Eylül’ün yasakçı zihniyeti devam ettiği süreçte 9 günlük Kazlıçeşme mücadelesi sonucu yeni kazanımlar elde etmiştik. Kazlıçeşme’den Tuzla’ya taşındığımızda yine “var olma-yok olma” mücadelesi vermiştik. O dönemde Kazlıçeşme’ye taşındığımızda toplu sözleşmeye göre işçiler var olan haklarıyla Tuzla’ya gidecekken, işverenler bunu yapmak istemediler. Bizler fiili ve meşru mücadele başlattık. İşyerlerinde örgütlendik, 25-30 işyerinin önünde direniş çadırı vardı. Var olan hakları korumak, geliştirmek ve yeni haklar elde etme temelinde mücadele yürütmüştük. Pek çok işyerinde yetki aldık, işverenler protokollerle bizim taleplerimizi kabul etmek zorunda kaldı.

Sendikal mücadelenin gelişimi sınıf mücadelesinin gelişimiyle paraleldir. Deri-İş Sendikası olarak çalışanların haklarını koruma temelinde, anti-demokratik uygulamalara karşı mücadele etmeye çalışıyoruz.

Elbette ki burada devletin amacı bağımsız sendikaların önünü kapatmak. Bu yasayla bağımsız sendikalara yönelik 12 Eylül’de getirilen baraj ve noter zorunluluğu korunmakta, kalıcı hale getirilmektedir.

– Yani yeni sendikalar yasası yeni bir saldırı mıdır, yoksa zaten var olan saldırılarla durum yasallaşmış mı oluyor?

– Mevcut yasa zaten sendikalaşmanın önünü açmıyordu. Fiili olarak hangi iş kolunda olursa olsun, bir işçi sendikalı olduğu anda hemen kapı önüne konuluyor. Şimdi getirilen yasa, mücadele eden, yani fiili meşru mücadele hattı izleyen sendikaların önünü tamamen kapatmaktadır. Kürdistan’da bağımsız sendikalar oluşacaktı, en büyük korkularından biri buydu devletin. Bundan dolayı aslında sendikalaşmayı değil, sendikal mücadele vermenin önünü kapatmak istiyorlar. Açıklanan istatistiki bilgilere göre, yaklaşık 10 milyon işçi çalışıyorsa onda biri sendikalı. Onlar da kamuda çalışan kesim ve bu kesim eriyor. Ya emekli oluyor, ya yeni alım olmadığı için sabit kalıyor ya da taşeronda alt işverenle çalışmak zorunda bırakılıyor. Yani AKP tamamen sendikasız bir yaşam dayatmaktadır.

Tablonun böyle olmasının bir nedeni de devletin taşeronda çalışan işçinin üyeliğini kabul etmemesi, dolayısıyla Dev Sağlık-İş’te de olduğu gibi binlerce işçinin sendikasının yok sayılması gibi bir durum var önümüzde. Bizim alanda “asıl işte taşeron işçi çalıştırılamaz” deniyor ama bakıyorsunuz temizlik, güvenlik gibi bölümlerde taşeronda çalıştığı gösterilen işçiler deride asıl işte çalıştırılıyor. Sonra yetki istiyorsun, bakıyorsun böyle bir işçi görülmüyor. Bu şekilde on binlerce işçi sendikalı olamıyor.tuzla deri iş

Peki, bu saldırılara karşı ne yapmak gerekir, tabloyu nasıl değiştireceğiz?

– Biz Mart ayında yapılacak olan Toplu Sözleşme Görüşmeleri için erken çağrı yaptık. Fiili, meşru mücadele geleneğimizi devam ettirmeyip koruyamasaydık, bu kabul edilmeyecekti. Mevcut yasaların çizdiği sınırlarda değil meşru mücadele hattını izleyerek ilerlemek gerekiyor.

Şu aşamada yeni işyerlerinde baraj altında kalma sıkıntımız var. Yine de hala yasaya göre bir toplu sözleşme hakkımız var. Ama biz yasaya bağlı kalarak değil yeni işyerlerinde meşru mücadeleyi savunarak ilerleyeceğiz. Bir de bu aşamada sendikalarla birleşerek mücadele etmek önemli. Bize de böyle bir teklif geldi ama sendika başkanlarının değil tabanda yani alanlarda direnişlerde birleşmek asıl olandır. O alanlarda birleşme, zaten sendikaların birleşmesini de getirecektir. Belli konularda bakış açısının, mücadeleye bakış açısının ortaklaşması gerektiğini söylüyoruz.

Biz şimdi bu durumu yargıya taşıyacağız. Bu yeni düzenlemeler; anayasanın 90. maddesine, ILO normlarına ve uluslararası çalışma standartlarına aykırıdır. Sonra hukuk ne karar alacak, nasıl işleyecek göreceğiz.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu