GüncelManşet

(izlenim 6) Dersim Dağlarında Beş Karanfil Açtı

Beş’ler beş kızıl karanfil, beş yürek, beş bilinç ve irade, kavgaya adanan yaşamdır beş kadın yoldaşımız. Nasıl anlatılır ki onların sınıfsız bir dünyaya olan sevdaları, sevdalarını gerçekleştirmeye olan özlemleri; bu özlemlerini erkek egemen toplumun kadınlara biçtiği kadınlık rolü parçalayarak eyleme döküp komutan, önderleşen, savaşçı kadınlar oluşları nasıl anlatılır ki? Emelleri uğruna ölümsüzleştikleri ve dileklerinin Ölümsüzleştikten sonra bıraktıkları kavganın ateşini iyice kızıllaştıran, önderleşen kadın yoldaşlarının olması nasıl anlatılır ki. Dersimin dağların da ilk atılan tohuma filiz vermek için düşen her yoldaş gibi kavgamızda yaşayacaklarını…

Yoldaşa veda…
Beşler Perşembe günü dersimde toprağa verilecek, başlıklı haberi okuyunca orada olmalıyım onlar ezilen halklar yok sayılan kadınlar için özgür bir dünya yaratmanın sevdasıyla ölümsüzleştiler. Bizim onların yoldaşları olarak orada onları son yolculuklarına gönderirken sesimizin orada olmasının önemli olduğunu düşündüm ve haykırmalıyım dedim “gerillalar ölmez yaşasın halk savaşı’’ Yol boyunca düşler kurdum ilk gidişim değildi Dersime, ama ilk gidişimdi yoldaşları uğurlamaya… 2 Şubat 2011 yılını düşündüm zemherinin ilk şafak vakti buza kesilmiş beş kadın bedeni düşündüm ılık ılık aktı gözyaşlarım…
Dersim,  gözlerim ve yüreğim dağlarının doruklarında!

Aklım dağların doruklarında açan beş kızıl karanfilde. Dersime indik önce aileler gelmeye başladı. Fatma’nın, Sefagül’ün, Nurşen’in, Derya’nın aileleri ailelerimiz, analarımız gelmişti evlatlarını, yoldaşlarımızı uğurlamak için güneşe… Yüzler solgun bakan her göz ağlamaklı, ağıt yakan her ana “kuzum senin ne çok sevenin varmış gezdiğin topraklarda yürüdüm ne çok sevmişler seni hadi kalk bak yoldaşların da burada! hem bu kadar sevenin varken gitmek olur mu?” sözleri ile yoldaşlarımızın bize bıraktığı mirasın değerini anlatıyordu. “Ağlamayacağım” diye söz veriyordum sürekli kendime ama nafile, gözyaşı değildi aslında dökülen damlalar içimizdeki volkanın dışa saçılan lavları idi.

Mücadelemizi yükselten yoldaşların izinden daima ileri…

Önce Fatma’yı aldık sonra tek tek Sefayı, Nurşen’i, Gülizar’ı, Derya’yı taşıdık omuzlarımızda. Aslında taşıdığımız cansız bedenler değildi onlar cansız olsalardı binlerin ne işi vardı orada diye düşündüm ve bir kez daha yeminim olsun dedim bende son nefesimi verene dek kadınların kurtuluşu için ezilen hakların geleceği için and olsun ki önderleşen tüm kadınlarımız gibi mücadelenin en ön saflarında olacağım.
Ve mezara geldik; gün yemin günü, gün antların içildiği her bir yoldaşın beş kızıl karanfile sözünün olduğu gündü. Onların önünde bir kez daha yemin edip örgütlü, disiplinli bir şekilde ileriye atılma günüydü. Zemheri şafağında açan karanfillere ölüm yok! Yoldaşlarınız bıraktığınız yerden omuzladı kavgayı deme günüydü.
Ailelerimizin bize olan güveni, bizimle birlikte hareket etmeleri ve irademizin önüne geçmemeleri, görülmeye değer bir yerdeydi. Bize beş kızıl karanfilimizi teslim eden yoldaşlarımızın ailelerimiz üzerinde bıraktığı olumlu etki her cümlelerinde hissediliyordu. Gülizar’ımızın dayısı şu sözleriyle, “zor koşullarda mücadele eden ve bedel ödeyenler yoldaşlarına özenle bakmışlar. Mezar taşlarına elleri ile yazmışlar yoldaşlarının ismini. Bizde o taşları almadık yoldaşlarına siper olsun diye…” daha iyi anlatmıştı dağ doruklarındaki yoldaşlarımızın aileler üzerindeki etkisini. O an yine kendime dedim ki iyi ki Komünist İbrahim Kaypakkaya’nın ardılıyım ve iyi ki yoldaşlık bilincini öğreten bir tarihimiz var.
Son uğurlama yerinde mezarlıkta özellikle kadın yoldaşları izledim her biri daha emin daha kararlı bakıyorlardı ve biliyorlardı beşlerin genç yaşta ölüme sevdalanmalarının hikayesini. Aslında hikayede yer alma kararlılığı vardı gözlerde hesap günü yakındır der gibi.Ve yoldaşlarla ayrılık zamanımı denir yoksa bırakıp gidememenin acısı mı?  Gözümden akmasın diye günlerdir, gözyaşımın isyanını kimse görmesin diye bilmesin diye hapsettiğim gözyaşlarını durduramamak… Ve sonra eminim her kadın yoldaşın yüreğinde devrim yemini kavgaya adanan yaşam ve düşmana kinle yürümek vardı… Arkaya bakma cesareti bile bulamadan onlara söylenen türküyü dinlediklerini ve bize “yoldaşlar belki biz olmayacağız ama sınıf mücadelesi sizin omuzlarınızın üstünde yükselecek size ve ideolojimize güveniyoruz’’ dediklerini duyar gibiydim mırıldanırken türküyü…

Şu Dersimin dağları vay lelele vay le
Şu Dersimin dağları vay
Yiğitlerin odağı vay lelele vay
Yiğitlerin odağı vay
Güne durmuştu gece vay lelele vay
Canlar pusuya düşünce
Yırtılıyordu sessizlik lelele vay
Gerillanın mermisiyle
Ölmedi onlar yaşıyor lelele vay
Ölmedi onlar yaşıyor
Bir türküdür Dersim dağlarında le vay
Gerillalar savaşıyor!

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu