Makaleler

Köylülerin toprağına el konuluyor!

Yunus Keser… Bu adı hiç duymayanlarımız çoktur. Tanıtalım; banka sermayesinin kurbanlarından bir üretici. Ziraat Bankası’na olan 98 bin TL kredi borcunu ödeyemediği için 3 katlı evine ve 11 dönümlük toprağına banka tarafından el konuldu. Keser gibi Mersin Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı beldesinde yaşayan yaklaşık 200 köylü de kredi borcu nedeniyle bankanın takibi altında.

Bu ve buna benzer örnekleri artırabiliriz. Üreticilerin bankalara olan kredi borçları münferit olaylarmış gibi gösterilse de sayılar oldukça yüksek. Her geçen gün buna benzer örneklerin arttığı ve bu durumun üreticiler nezdinde toplumsal bir konu olduğu da gözden kaçırılmamalı.

 

“Tarım Kredi Kooperatifleri işlevsizleştirildi”

2000’li yılların başlarında Dünya Bankası (DB) patentli Tarım Reformu Uygulama Projesi (TRUP) ile tarım sektöründe emperyalist tekeller, komprador kapitalistler lehine düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler ile küçük üretici devlet desteğinden büyük oranda arındırıldı. Sübvansiyon, zirai ilaç, tohum, kredi ve diğer desteklemeler önemli ölçüde kesildi. Verilen desteklerden ise küçük üreticilerin yararlanması zorlaştırıldı.

Üretim sürecinde küçük üreticilerin en çok ihtiyaç duydukları nakit paranın önü kesildi. Hem kredi desteği sınırlandırıldı hem de kredi faizleri yükseltildi. Küçük üreticilere kolay kredi sağlayan Tarım Kredi Kooperatifleri işlevsizleştirildi. Ziraat Bankası ve Halk Bank’ın IMF ile yapılan Güçlü Ekonomiye Giriş Programı kapsamında özelleştirme süreci başlatıldı ve üreticilere kullandıkları kredi miktarı düşürüldü.

 

“Tarımda hızla tarım bankacılığı gelişiyor!”

Bu program ile birlikte Ziraat Bankası kredi oranı 2004’te % 98 iken 2007’de % 53’e indirildi. Aynı yıllarda emperyalist sermaye ortaklı bankaların üreticilere kullandırdıkları kredi oranı % 2’den % 47’ye çıkarıldı. Dolayısıyla küçük üreticiler yüksek faizle (% 30’a kadar varan) kredi veren bu bankalardan kredi kullanmak zorunda bırakıldı. Kredi kullanan küçük üreticiler her yıl artan (% 300-400 oranında) girdi fiyatları ve maliyetin altında kalan ürün taban fiyatları nedeniyle üretemez duruma getirildi. Öyle ki; 2007 yılında borcu % 31,3 oranında arttı. Ankara Ticaret Odası’nın tarım borçları (2010) raporuna göre 2009-2010 döneminde kredi borcu % 20 arttı. Üreticilerin ödeyemez hale gelen borçları % 45’e ulaştı. 2009 Mayıs’ında takipteki kredi tutarı 700 milyon TL iken, 2010 Mayısında bu rakam 1 milyar TL’ye çıktı.

Tersinden her geçen yıl üreticilerin hem borç miktarı hem de borçlu sayısı artarken devlet ve çok uluslu şirketlerin işbirliği ile hız verilen sömürü, bankaların hazinesini büyütüyor.

2011 yılına göre 2012 yılında Yapı Kredi Bankası % 50, TB % 83.7; Şekerbank % 14,5; İş Bankası da % 12 oranında büyüdü.

Türkiye tarımında büyük bir hızla tarım bankacılığı gelişiyor. Bankaların büyüme oranları incelendiğinde bu büyümenin tarımsal krediler üzerinden daha çok yaşandığı görülmektedir. Bu alanda büyük bir kısmı yabancı ortaklı 12 banka faaliyet sürdürüyor. Emperyalist politikalar ekseninde küçük üreticiden desteğini çeken devletin tarafsızlığından bahsedilemez. Bir yandan oluşturulan spekülasyonlar ile üretici, yabancı şirketlere bağımlı hale getirilmekte diğer yandan ise üretimden çekilen ekonomik destek nedeniyle bankaların hazinesi doldurulmaktadır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu