Güncel

GENERAL ENGELS!

Sınıf mücadelesinin gelişim seyri ve buna ışık tutan düşüncenin; düşüncelerin beden bulduğu komünist partilerin nişangahında Engels yoldaş yaşıyor…

Felsefe ile gerçek dünyanın incelenmesi arasındaki ilişki, kendi kendini tatmin ile cinsel aşk arasındaki ilişkiyle aynıdır.” (Marks, Alman İdeolojisi, Evrensel Yayınları Sf: 67)

Fikirler hiçbir şeyi hayata geçiremez, fikirleri hayata geçirmek için pratik kuvvet uygulayabilecek insanlara ihtiyaç vardır.” (Kutsal Aile, Ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi, Sol Yayınları Sf: 43)

Gerçek, yaşayan insanların karşısına geçip uzun uzadıya konuşma yapmak, insanın ‘gözünde canlandırdığı’  soyut okurlar karşısında, bu korkunç düzeyde soyut kalem oynatma uğraşından tamamen farklıdır.” (Marks ve Engles’ten aktaran August H. Nımtz, Demokrasi Savaşçıları olarak Marks ve Engels, Yordam Yayınları Sf: 21)

Kendi sınıfına ihanet ve proletaryanın saflarında mücadeleye atılma ve bu mücadeleyi önderlik boyutuna taşıma, ezilen sınıfın ideolojik-siyasi, ekonomik-politik, askeri ve kültürel formasyonunda temel çizgileri ve yönelimleri belirleme denilince aklımıza bilimsel sosyalizmin 2. büyük ustası Friedrich Engels gelir. General Engels, enternasyonal proletaryanın siyasi ve ideolojik önderi olmaya devam ediyor. 5 Ağustos 1895’te aramızdan ayrılan Engels’i anlatırken elbette onun savaşçı kişiliğine vurgu yapmak gerekiyor. Zira bugün Marks ve Engels’e dönük olarak birçok kesim sadece filozof, düşünür vurgusu yapmaktadır. Bu bağlamda Engels şahsında Marks’ın da mücadeleci ve kararlı kişiliğine vurgu yapmak gerekiyor.

Friedrich Engels insanlığın kadim demokrasi mücadelesinde belirleyici sıçrama dönemi olan 19. yüzyılın demokratik hareketinin önderiydi. Sırf bir düşünür değil her şeyden önce bir eylemciydi. Pratik her şeyden önce bilginin hammaddesidir. Bilginin çıkışı ve aynı zamanda bilginin tescillenmesi ancak pratik ile gerçekleşir. Öyle ki bugün Marksizm’in öğretmenlerinin enternasyonal proletaryanın kurtuluş güzergâhını aydınlatmadaki perspektifleri halen varlığını sürdürüyorsa bu onların mücadeleci yanlarının en somut göstergesidir.

Engels’in 18 yaşındayken yazdığı “Florida” şiiri Amerikalı Kızılderililerin beyaz Avrupalı istilasına karşı direnişini öven bir manzumedir. Şiirin bir yerinde Engels bir Seminole’nin ağzından dile getiriyor: “Barışa çağırmayacağım kardeşlerimi/ilk sözüm savaş olsun son sözüm kavga… Madem istiyorsun, Beyaz Adam, gel öyleyse/Saygıda kusur etmeyeceğiz, hak ettiğin gibi/Her geyik yatağında, her ağaç gölgesinde/Seminole okları seni bekleyecek” (Marks Engels Seçme Eserler, Sol Yayınları, Sf: 585) Tüm bu kişilikler aynı zamanda Marks’ın da ifade ettiği gibi “tek bir amaca sahip olmak”  üzerinden bir düşüncenin gelişimi ve pratiğidir.

Marks ve Engels bir savaşçı olmakla beraber salt bir savaşçı olmanın yeterli olmadığını belirtirler. Savaşçı, bir perspektife, bir programa sahip olmalıdır. Bu konuda yazı girişinde yaptığımız alıntılar teori ve pratiğin kopmaz bağlarına işaret etmektedir.

Militan ve öğretmen Engels

Engels bir burjuva ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiğinde her şeyden önce bu etkilerden payını almıştı. Tekstil fabrikatörü olan babası burjuvazinin siyasal özlemlerini benimseyen biriydi. Engels açık siyasi içerikli ilk yazısında burjuvaziyi ele aldı. Bir zamanlar Marks’ın da yaptığı gibi siyasi önderliği burjuvaziden bekliyordu. Aynı zamanda saflardaki kararsızlığın da farkındaydı. Marks gibi Engels’in yolu da Hegelcilikten geçti. Lise terk olduğu halde Engels öğrenci ve aydınlar içinde yer aldı. “Teoriden pratiğe” gidilmesi yönlü düşüncesini bu çevrenin yayınları üzerinden dile getirdi. Bu bağlantılar içinde Rheinische Zeitung gazetesinde Marks ile tanıştı. Engels, Marks’ın aksine daha dindar bir aileden geliyordu. Marks’a nazaran din konusunda daha fazla uğraşmak zorunda kaldı. Bu yüzden Marks, Hegel eleştirisinde siyasi meselelere odaklanma yönündeyken Engels ise din başlığı altında daha çok duruyor ve Hegel sisteminin mantıksal sonucunun, kendisine rağmen, ateizm olduğunu savunuyordu.

1842’in sonlarına doğru Engels siyasi dönüşümünde belirleyici bir rol oynayan siyasi bir deneyime girişti. Bu pratik Engels kadar Marks açısından da deneyimlerle dolu bir süreçti. Bu pratik Engels’in İngiltere’nin sanayi merkezi Manchester’a yerleşmesiydi. Burada sanayi kapitalizminin iç işleyişini inceledi ve İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu adlı eserini kaleme aldı. Bu süreçten sonra Marks ve Engels işçi sınıfının çelişkilerini daha derinden incelemeye başladı. Ekonomi-politik ve felsefe ile proletaryanın durumunu incelediler.

Engels, Marksist düşüncenin sınıfsal olarak faaliyet sürdüren hareketlere yayılması için ciddi çalışmalar yürüttü. 1847’de Komünistler Birliği, bu örgütlenmenin ilk uluslararası örneğidir. Birlik, Marks ve Engels’i komünist ilke, siyaset ve programını tanımlayan bir belge, manifesto hazırlamakla görevlendirdi. Komünist Manifesto tarihe geçen ve bilimsel sosyalizmin ilk temel belgesi olarak evrenselleşmiştir ve Marks ile Engels’in ortak üretimlerinin ulaştığı düzeyi göstermesi bakımından son derece önemlidir. Engels ve Marks proletaryanın dünya görüşünü sistematik bir bütünlüğe kavuşturma bağlamında 19. yüzyılın sınıf savaşımlarının önderliğini de yürüttüler. 1848 devrimlerini Paris Komünü’nü, 1. Enternasyonal ve birçok tarihi pratik sürece doğrudan dahil oldular.

Son olarak Mark ve Engels devrimci kadrolara  her türlü geri çekilmeyi imkansız kılan bir düşünce bıraktılar. Bu düşünce, proletaryanın bilimsel öğretisidir. Bu öğretinin yaşam bulduğu her alanda pratiğin temsilcileri anılacaktır. Sınıf mücadelesinin gelişim seyri ve buna ışık tutan düşüncenin; düşüncelerin beden bulduğu komünist partilerin nişangahında Engels yoldaş yaşıyor…

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu