Makaleler

Mevzubahis sermaye ise tepe de düzlenir, deniz de doldurulur

 Engin Duran

İstanbul’da Ataşehir’de konut yapacak alan azalınca finans merkezi olarak planlanan bölgenin etrafında yer alan tepeler oyulmaya, düzleştirilmeye başlandı. Haftanın her günü, 24 saat, yağmur-çamur demeden yüzlerce hafriyat kamyonuyla hummalı çalışmalar yapılıyor. Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onay verilen projeyle Maltepe sahilinde denizden 400 metre açığa kadar olan alan hafriyat atıklarıyla doldurularak yeni alan yaratılıyor.

Bu alanın da yeşil alan, park olacağı söylenerek yapılan iş meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Oysaki tüm olanlar sermayenin taşını, tozunu temizleyip yolunu düzlemek. AKP dönemi boyunca kent alanları sadece rant bölgeleri olarak tasarlanıp, büyütülmek istenen inşaat sektörüne yeni yeni fırsatlar yaratılmaya çalışılıyor.

İstanbul, tüm Türkiye’de hızlanan inşaat faaliyetleri için yüksek rant yaratma potansiyeli nedeniyle büyük sermayenin gözdesi oluyor. Satılan konut sayısına dair veriler de durumu gözler önüne seriyor. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından açıklanan verilere göre 2012 yılında Türkiye genelinde 430 bin konut satılmış ve bu konutların yüzde 24’ü olan 102 bin’i İstanbul’da satılmış.

Ekonominin motoru: İnşaat

İnşaat sektörünün AKP’nin ekonomi politikasında ne kadar önemli yer tuttuğunu ve bunun yasal düzenlemelerle de sürekli desteklendiğini biliyoruz. Ekonomiyi hızlıca büyütmek isteyen iktidarların gözde sektörü olmuştur inşaat sektörü. Yüzden fazla sektörü harekete geçiren inşaat sektörü ekonomideki büyümeden daha fazla büyürken, daralmalardan da daha fazla etkilenmektedir. Örneğin 2009 yılında ekonomi yüzde 4.8 küçülürken, inşaat sektörü yüzde 16.3 küçülmüştür; 2010 yılında ise ekonomi yüzde 8.9 büyürken, inşaat sektörü yüzde 17.1 büyümüştür.

Sektör kredilerle büyüyor

İnşaat sektörünün gelişmesinde devletin teşviklerinin yanında bollaşan kredilerin de katkısı var. Sermaye girişlerinin arttığı son 10 yıllık dönemde konut kredisi olarak kullanılan miktar Türkiye’de hızla artmıştır. 2003 yılında toplam kredilerin içinde konut kredisinin oranı yüzde 1.9 iken bu oran 2012 yılında yüzde 10.4’e yükseldi. 2013 Ocak dönemi içinde batık kredilerin miktarı 25 milyar TL’yi buluyor. Bu batık kredilere rağmen kredi kullanımının artması bankacılık sektörünün de büyümesine katkı sunuyor. 2012 yılında bankaların açıkladıkları karlar bunun göstergesi. 2012 yılında bankaların karlılık oranları yüzde 20 oranında artış gösterdi.

kentsel dönüşümAncak batık kredi tutarlarının artması sistemin ucuz kredilerle, borçlanarak sürekli devam ettirilemeyeceğini gösteriyor. AKP ekonomi kurmaylarının bir kısmı (Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hariç) durumun kısmen farkına varıp Merkez Bankası’nın kredi artış hızını frenlemesini istiyorlar. Bu durum da hem ekonominin yavaşlamasına hem de inşaat sektörünün büyümesinin azalmasına yol açıyor. Dolayısıyla üst üste seçimlerin yapılacağı yıllara doğru sistemin tıkanmaması için Merkez Bankası yoluyla sistem çok dikkatli izlenmeye çalışılıyor. Neticede inşaatsız büyümenin olmayacağının da farkındalar.

İnşaat olmadan asla

AKP’nin inşaat sektörü ile olan sevdası 1980 sonrası ANAP’lı yılların güncel hali olarak karşımıza çıkıyor. 1983-1988 döneminde 1980 sonrası istikrar programları altında, 24 Ocak kararlarıyla ekonomi dışa açılıp, emeğin kazanımları geriletilirken inşaat sektörü gözde sektördü. ANAP döneminde Türkiye ekonomisinde neoliberal ekonomi politikalarının temelleri atılırken inşaat sektörü sürekli desteklenen sektör olmuştu.

ANAP döneminde imar afları ile AKP döneminde de 2B yasası ve kentsel dönüşümle kısmen de olsa emeğin reel olarak yaşadığı kayıplar kentsel rantların dağıtılmasıyla telafi edilme çalışılmakta. AKP’nin döneminde ANAP iktidarında altyapısı kurulan neoliberal ekonomi politikalar uygulanmaya devam etmekte. Buradan her iki dönemin benzerliklerden ve inatla oyulan tepelerden, doldurulan denizlerden anlayacağımız şu ki sermayenin dirliği ve sağlığı için tüm bunlara ihtiyaç var. Gece yarıları projektörlerin ışığı altında tepeler oyuluyorsa, anlayalım ki AKP sermaye ittifakı tüm hızıyla, tüm arsızlığıyla devam ediyor.

Madem ANAP ve AKP dönemlerinin benzerliklerine değindik, 1989 Bahar Eylemleri ile emeğin kazanımlarının kısmen de olsa geri alındığını ve ANAP iktidarının zayıflatıldığını da hatırlatarak bitirelim…

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu