GüncelMakaleler

ROJAVA | Özgürlük ateşinden Rojava Devrimi’ne kısa bir yolculuk -1-

Şu an kadının yükü erkeğin yükünden fazladır. Bunların hepsini dünyayla paylaşacak, anlatacak olan yer de basındır. Elimizden geldiğince bunu yapmaya çalışıyoruz.

Mücadele etmekten “başka çaresi olmayan” insanların, halkların, kadınların başlattığı direnişin devrime dönüşmesine tanıklık ettik, ediyoruz. Takvim yapraklarının 19 Temmuz’u göstermesinden hemen önce başlayan direniş ve yakılan özgürlük ateşinin üzerinden 8 yıl geçti.

Direnişin ilk kıvılcımından bugüne direnişi, devrimi dünya halklarına anlatan YPJ (Kadın Savunma Birlikleri) ve YPG (Halk Savunma Birlikleri) basın üyeleri ile gerçekleştirdiğimiz röportajları sizlerle paylaşıyoruz. Bu çalışma devrimi bir kadraja sığdırmak için, mücadelenin sesi olma inancıyla kamerasını alan ve cepheden cepheye koşan YPJ, YPG ve tüm basın şehitlerini anlatabilmemiz açısından çok önemli.

Merhaba, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

– İsmim Soze Qamişlo. 1996 doğumluyum, 2013 yılında YPJ’ye katıldım. Yurtsever bir ailede büyüdüm. YPJ basın üyesiyim.

Dünya halkları bu devrimi sizin yansıttıklarınızla tanıdı. Dünyaya devrimi anlatmak nasıl bir duyguydu? Devrimi kadraj arkasında nasıl gözlemlediniz?

– Dünya, bu devrimi ve bu devrimin getirilerine tanıklık etti. Sözlerime 19 Temmuz Rojava Devrimi’nin yıldönümüne sayılı günler kala başta basın şehitleri ve tüm Rojava direnişçilerini, savaşçılarını anarak başlamak istiyorum.

Bir kadın olarak basının devrimdeki rolünü anlatacak olursam; devrimin tarihsel mirasını ve gerçekliğini canlı yapan basındı. Ben aynı zamanda bir Kürt Özgürlük Savaşçısı olarak da basının hem ulus-devletlerdeki hem de bizdeki özgür basın yaklaşımını anlatmak istiyorum. Devletler, halkın basını sadece araç olarak kabul etmelerini ister ve insanlar özellikle de kadın erkek arasındaki ilişkileri kırmaya çalışır. Yani insanın özünü yitirmesi için çabalar.

Sistem özellikle gençlerin devrime yani kendi geleceğine değil de daha alakasız şeylere yönelmesini ister. Çünkü gençlik toplumun dinamiğidir. Bu sebeple de ilk etapta kirli ellerini gençlere uzatır ve onlara her türlü ahlaksızlığı aşılar.

Sistemin reklamlarının hemen hemen hepsinde kadın kullanılmaktadır. Çünkü sistem cinsel zaaflı bir toplum yarattı, bunu yaratırken de kadını cinsel meta olarak kullandı. Bu sebeple de satmak istediği her ürün daha cazip olsun diye kadını kullanmaktadır.

 

“Rojava Devrimi basınla büyüdü diyebiliriz!”

Hem Kürt ulusu hem de Ortadoğu halkları olarak defalarca katledildik. Tabi tüm katliamlara karşı Şeyh Said ve Dersim İsyanı gibi sayısız ayaklanmalar, direnişler oldu. Rojava Devrimi de bu tarihten kopuk değildir. Rojava Devrimi bu ayaklanmaların, direnişlerin bir devamıdır. Bu tarih bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Şüphesiz, Rojava’da devrimi gözlemleyen ve bunu canlı yapan basın oldu. Böylece basın bütün dünyanın gözünü Rojava’ya çevirmesini sağladı.

Dünyanın birçok yerinden birçok değerli insan, Rojava Devrimi’nde yerini aldı. Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Rojava’nın hiç ismini duymamış olanlar bile basın sayesinde etkilendiler, tanıdılar ve devrime katıldılar. Rojava Devrimi basınla büyüdü diyebiliriz. Basın olmadan yapılan bir devrim, başsız insan gibidir. Çünkü devrimin esas ayağı basındır. Ben devrim için binlerce iş de yapsam, eğer bunu toplumla paylaşmaz ve toplumun hizmetine sunmazsam, o devrim olmaz.

Çünkü basın toplumun beynidir. Bizim şu an burada yaptığımız röportaj da yarın toplumun hizmetine girecek, yazılacak ve tarihe miras olarak kalacak. Yani toplumun malı olacak. Biz bu toprakların çocukları olarak çok mutluyuz ki Demokratik Özerklik sisteminde yaşıyoruz.

Baas rejimi döneminde yok edilmeye çalışılan kültürümüz Rojava Devrimi sayesinde tekrar dirildi.

Direnişin başladığı ilk günden şu ana kadar direnişin ve zaferin dünya halklarına taşınmasında özel olarak dikkat çekmek istediğiniz temalar neler oldu?

– Az önce de söylediğim gibi Rojava Devrimi en başından beri her şeyiyle sıcaktı. Hala da öyle.

Kürtler genel itibariyle isyankardır. Rojava’da da en küçüğünden en büyüğüne bütün halk ayaklandı. Öncelikli amacımız ise kendimizi ispatlamaktı. Kürtler yaşıyordu ama yok sayılıyordu.

Rojava Devrimi halkın varlığını ortaya çıkardı. Kadınlar olarak en çok dikkat çekmek istediğimiz ise şudur; önder Apo 20 yıl buraya emek verdi ve onun emeği üzerinden bu devrim yükseldi, onun emeği üzerinden kadınlar emek verdi ve önder Apo hala da bu devrime emek vermeye devam ediyor. Kadınlar bu devrimle birlikte öncüleştiler.

Bu sebeple biz daha çok dünyadaki bütün kadınların dikkatini Rojava’da direnen ve öncüleşen kadınlara çekmeye çalıştık. Evin içerisine hapsolan, muhakkak ki bir erkeğin mülkiyeti olan kadın Rojava Devrimi’yle birlikte ciddi adımlar attı. Bu devrimi büyüten kadın oldu.

Rojava Devrimi birçok kadına örnek teşkil etti ve cesaret oldu. Bu sebeple de diyorum ki Rojava Devrimi’nde birden fazla devrim oldu.

Bize biraz Rojava direnişinde, devriminde vizörünüze takılanlardan bahseder misiniz? 

– Ben haber sitesi ve yazı bölümünde çalışıyorum. Ama daha önceden arkadaşların fotoğrafını çok çekiyordum. Özellikle de savaşçıların… Basın, devrimin beynidir. Özellikle cephede çekim yapıyordum. Hangi arkadaşın fotoğrafını çektiysem, bir süre sonra ölümsüzleşti. Ben çekerken de zaten “acaba bu arkadaşın başına bir şey gelir mi?” diye düşünüyordum.

Bu iş benim için çok kutsaldır. Devrimin ölümsüz savaşçısını halka tanıtmak ve onun tarih sayfalarında yerini almasını sağlamak benim için çok önemlidir. Bu bizim gerçekliğimizdir aslında: Yaşadığımız her an bir acıdır. Şu an burada bizim de fotoğrafımızı çekseler bu da tarihe kalacaktır. Arşiv için arkadaşların fotoğrafını çektiğim dönemde, arkadaşlar vasiyetlerini söylüyordu.

Evet çok acıydı; ama nasıl söyledilerse ben de vasiyetlerini yerine getirdim.

 

“Buralarda bir kadın evinden çıktığı zaman, o bir devrimdir!”

-Erkek işi olarak görülen savaşta destan yazan kadın savaşçılar devrime kadın ismini, rengini verdi. Buna rağmen cinsiyetçi toplum gerçekliği ile mesleğinizi yaparken cinsiyetçi tavırlarla karşılaştınız mı?

-Devrimin başlangıcında toplumun çelişkileri çoktu. Ailem yurtsever olduğu halde toplumun zihniyetinden farklı değildi ve bana hiç engel olmadılar diyemem. Ama bu devrimin içinde yüzlerce devrim oldu. Buralarda bir kadın evinden çıktığı zaman, o bir devrimdir. Ben en başta gençlik çalışmasındaydım, sonra askeri çalışmaya geçtim.

Toplum, kadınlarda dahil, ilk başta kadına güvenmedi. “Siz kızsınız, yapamazsınız, erkekler yapar, bedeniniz nazik, siz nasıl savaşacaksınız” gibi söylemlerde bulunuluyordu. Fakat ben çok müdahale etmiyordum. Çünkü biliyordum ki hakikat bir gün ortaya çıkacak. Benim sözümle değil, gerçekle birlikte etkilenmelerini istiyordum.

Gittiğimiz bazı evler bizi kadın olduğumuz için kabul etmiyordu, “siz o kadar mı serbest olmuşsunuz, anneniz size nasıl izin veriyor?” gibi söylemlerle bizi evlerine almıyorlardı. Ben öğrenciydim katıldığımda.

Cepheye ilk gittiğimde silahı omuzuma aldığımda yıllardır elimde tuttuğum kalem zannettim. Benim için bir hayaldi silahlı olmak. Çocukluğumda da ben silahı çok severdim. Kadınlar cepheye geçtiğinde erkeklerin çelişkileri başladı. Nasıl bir erkek, bir kadının yanında savaşabilir? İçeriden çıkmasına izin vermediği kadınla şimdi yan yana savaşmak erkeğe zor geliyordu.

Nasıl kadın arkadaşlar komutan olur? Bir kadın nasıl bir erkeğe talimat verir? Önder Apo’nun felsefesini bildikleri halde kadının öncüleşmesini kabul etmiyorlardı. Bu anlayışı değiştiren ise savaş oldu.

Kimse inanmıyordu bu topraklarda bu kadar barbar, insanlığın yok edilme derecesine varacak bir saldırı gerçekleşeceğine. Bu saldırıda yüzlerce kadını kaçırıp, köle pazarlarında sattılar, kafalarını kestiler…

Bu savaş değil, insanlık suçuydu. Dünyada savaş kanunları vardır. Mesela kimyasal silah kullanmak yasaktır. Ama bizim topraklarımızda kullandılar ve dünya buna “sessiz” kaldı. DAİŞ’ten önce El Nusra vardı ve ilk El Nusra ile savaşıldı. Ben de ilk 2013 yılında El Nusra ile çatıştım. Çok küçük olmama rağmen topraklarımızın işgali bende müthiş bir irade yarattı.

Benim gibi birçok kadın da bu savaşa katıldı ve bundan sonra toplum kadının gücünü görmeye ve kadına inanmaya başladı. Toplumsal alana gelince; kadın önceden görüşünü toplum içinde belirtemezdi. Şimdi ise; görüş belirtmekle kalmıyor, halkı örgütlüyor, karar mercilerinde yerini alıyor en önemlisi de devrimin yükünü omuzluyor.

Şu an kadının yükü erkeğin yükünden fazladır. Bunların hepsini dünyayla paylaşacak, anlatacak olan yer de basındır. Elimizden geldiğince bunu yapmaya çalışıyoruz.

TC faşizminin tüm ilhakına ve devrimi boğma girişimine rağmen Rojava Devrimini dünya halklarına anlatmaya devam ediyorsunuz. Bize biraz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

– Burada çok büyük bir emek oluştu. Aslında Türk devleti de bu emekle oluşan devrimi boğmak istiyor. Türk devletinin saldırılarını boşa çıkartacak, kıracak çalışmalar yapıyoruz.

En son Kobane’deki saldırı çok korkak bir saldırıydı. Askeri bir alana değil, sivil bir eve saldırdı. Biz bu haksız savaşı bütün dünyanın gözleri önüne sermek için çalışmalar yapıyoruz. Türk devletinin saldırıları ile biz düşmeyecek daha da güçleneceğiz.

19 Temmuz Rojava Devrimi’nin yıl dönümüne yaklaşırken; sadece basın aracılığı ile değil, her alanda her araçla Türk devletinin saldırılarını boşa çıkartacağımızın sözünü veriyoruz.

Teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar.

– Ben teşekkür ederim. Size de çalışmalarınızda başarılar.

(Devam edecek)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu