GüncelManşet

Sosyalizm ve Transfobi: Birlikte Mücadeleyle Özgürleşmeye!

LGBTİ hareketi ve sosyalist hareketlerin ilişkileri ve yoldaşlık pratiğini geliştirmesi yıllardır konuşulan bir mesele olageldi. Öyle ki, “Sol, Homofobi ve Transfobi” konusu her Onur Haftası’nın temel konularından biriydi.

Faili Devlet” temasıyla düzenlenen 5. Trans Onur Haftası’nda da “Sosyalist hareketlerde transfobi ile mücadele yöntemleri” paneli düzenlendi. İstanbul LGBTİ Derneği’nden Kıvılcım’ın moderasyonuyla gerçekleşen panelde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) feminist aktivist Gülfer Akkaya ve Partizan Dergisi’nden Duygu Ergen konuştu.

Kıvılcım, LGBTİ hareketinin ilk günden beri yüzünün sola dönük olduğunu hatırlatarak, “Ötekilerin birlikte mücadele etmediği bir zemin ile kurtuluş ve mücadele mümkün değildir. Birlikte mücadele ile özgürleşeceğiz” dedi.

 

“Sistem iki sabit cinsiyet ve beden üzerine kurulu”

Ardından söz alan Gülfer Akkaya, “HDP de aslında toplum gibi tek tip bir şey değil. O da karmaşık bir şey” diyerek sözlerine başladı. Kadın ve erkek cinsiyetlerinin toplumsal iş bölümü ve beden meseleleri ile şekillendiğini hatırlatan Akkaya, “Mevcut heteroseksist toplum, iki cinsin olduğunu ve bu bedenlerin sabit olduğunu söylüyor. Bu bedenlerin değişmeyeceğini öne sürüyor. Kadın kadındır ve erkek erkektir şeklinde bir beden sabitliği var” dedi.

 

“Atanan cinsiyeti reddedince sistemde fay hattı yaratıyoruz”

Toplumsal işbölümünün beden üzerinden tanımlandığını da vurgulayan Akkaya, “Bedenin sabitliği ile trans geçişlerin önü tıkanıyor. Mevcut, değişmez ve süreğen cinsiyetli bedenler inşa ediliyor ve bunlara tabi kılınmış oluyoruz. Atanan cinsiyeti reddettiğinizde; diğer cinsiyette olduğunuzu söylediğinizde veya iki cinsiyetin dışında var olduğunuzda sistemde ciddi fay hatları yaratmış oluyoruz. Sosyalistlerin kapitalizme başkaldırması ile çok benzer bir durumdan bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

Kadın-erkek ikiliğini kabul etmeyen, buna karşı çıkanların; bu ikiliği kabul eden feministlere göre çok daha ağır zulümle karşılaştığını belirten Akkaya, “Sizin annenizle bile karşı karşıya geldiğiniz bir durumdan bahsediyoruz translardan bahsedince. Biz feministler de karşı karşıya gelebiliyoruz. Ama translar söz konusu olduğunda çok daha fazla bir baskıdan bahsediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Tüm sosyalist örgütleri aynı torbaya koymak doğru değil”

Sosyalist örgütlerde transfobi, heteroseksizm, kadın düşmanlığı hatta Alevi düşmanlığının elbette olduğunu söyleyen Akkaya, “Sosyalist örgütler dediğimizde birçok örgütü aynı torbaya koymuş oluyoruz. Eşitliyoruz. Eğer derdimiz transfobiyle mücadele ise önce karşımızdakini görmemiz, anlamamız, tanımamız lazım. Aynı şekilde muhalefetle birlikte talep etmemiz de gerekiyor. Muhalefet güzel ancak çözüm için talep etmek ve talip olmamız lazım” dedi.

 

“Homofobi ve transfobi ile kadın çalışmamız eş zamanlı başladı”

Partizan temsilcisi Duygu Ergen, “Ben bütün sosyalistler adına değil sadece Partizan adına konuşacağım. Bizim toplumsal cinsiyet meselesine ilişkin yaklaşımımız Yeni Demokrat Kadın (YDK) ile birlikte kırılan bir buz kalıbına benzetilebilir. Bizim kadın çalışmamız ile homofobi ve transfobiyi tartışmaya başlamamız çok yakında eş zamanlı başlayan konular. Bu anlamda hala çok yolumuz var” ifadelerini kullandı.

 

“İlk olarak eksikliğimizi kabul etmemiz gerekir”

Eleştiri ve özeleştiri mekanizmasının iyi işletilmesi gerektiğini söyleyen Ergen, “İlk olarak bu alanda yetersiz olduğumuzu kabul etmemiz gerek. Temas meselesini çok önemsiyoruz. Bu tarz Onur Haftaları’nda bir araya gelmek yeterli değil. Birlikte mücadele, pratikte yan yana durma ve eleştiri-özeleştiri mekanizmasını işletmemiz gerekiyor. Temasın sürekli olmasını sağlamamız lazım” şeklinde konuştu. (kaosgl.com)

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu