Güncel

Tutsak gazeteciden siyasi tutsaklarla röportaj

H. Merkezi: “KCK operasyonları” kapsamında gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama terörü sırasında tutuklanan gazeteci Zeynep Kuray, ANF’ye gönderdiği mektupta hapishanede bulunan siyasi tutsaklarla “3. Yargı Paketi”ne ilişkin röportaj yaptı.

PKK davasından hükümlü bulunan Dilek Öz, Sena Mengütay, Nibel Genç; TİKB’den Elif Yaş ve TKP/ML TİKKO davasından Hiyem Yolcu ile bir söyleşi gerçekleştiren Kuray’ın röportajını sizinle paylaşıyoruz:

 

Katiller dışarda “özgürlük mahkumları” içerde

Zeynep Kuray

BAKIRKÖY CEZAEVİ – Üçüncü yargı paketi çerçevesinde ki “örtülü af” ile ilgili maddelere gerekçe gösterilecek Özel Harp Daire’sinin sivil katil unsurları teker teker serbest bırakılırken, 20 yıldır cezaevinde olan PKK ve diğer sosyalist örgütlerden hüküm giyen yüzlerce insan tahliye edilmiyor.

Siyasi hükümlüler bu çifte standarda tepki gösterirken, KCK adı altında yürütülen operasyonlarla tutuklanan ve halan Bakırköy L Tipi cezaevinde bulunan Av. Şaziye Önder, bu uygulamanın Anayasanın 10’uncu maddesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini söyledi. Yani yasal düzenlemeye hükümlülerin, işledikleri cinayetler nedeniyle idam cezası aldıklarını hatırlatan Önder, yıllardır cezaevinde kalan sol düşünceye sahip insanların itirafçı ifadelerine dayandırılarak hüküm giydiklerine ve ölüme terk edildiklerine dikkat çekti.

Hak etmedikleri cezalarla hüküm giyen ve uzun yıllardır cezaevinde olan yüzlerce tutsaklardan bazıları Bakırköy L Tipi cezaevinde bulunuyor. 18 yıldır PKK davasından hükümlü bulunan Dilek Öz, Sena Mengütay, Nibel Genç, TİKB’den 18 yıldır hükümlü bulunan Elif Yaş ve TKP/ML TİKKO davasından 9 yıldır hükümlü bulunan Hiyem Yolcu katillere örtülü af anlamına gelen uygulamaya tepki gösterdi.

AKP VE MHP KARDEŞLİĞİ

PKK hükümlüsü Dilek Öz konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yıllardır tüm mücadelemiz daha özgür, daha adil ve eşit bir Türkiye için oldu. Bunun için bedel ödemekten kaçınmadık. Katiller ellerini kollarını sallayarak geziyor. Bu yasa değişikliği AKP ve MHP kardeşliğinin ortak oyunudur, zihniyetlerinin yansımasıdır. Ben 18 yıldır mahpusum. Benden daha fazla zamandır içerde olan arkadaşlarım var. Süreyya Bulut, Şadiye Manap, Hanım Çeşme, Gülistan Abdo, Laleş Çeliker, Zeynep Avcı, Türkan İpek, Mahmut Ulusan, Emin Gürkan, Nuri Özen ve diğerleri… 20 yıldır cezaevinde olan arkadaşlarımdan Türkiye toplumu haberdar mı? Vicdan sahibi olan her insanın karşı çıkması gereken şudur; duruma ve kişilere göre yasal düzenleme olmaz. Özgürlükler herkese uygulanmalıdır.”

KÜRTLERE ÖZEL MAHKEME

PKK hükümlüsü Sena Mengütay da şunları ifade ediyor: “Bir şeylerin adı değişir ama özü değişmez, yıllardır bu böyle. 1990’ların DGM’si 2000’lerin Özel Yetkili Mahkemesi oldu. Bugün yine ismi değiştirildi; Bölge Mahkemeleri olarak değiştirildi. Bu da Kürt’lere özel çalışacak. 18 yıldır cezaevindeyim yargılandığım mahkeme de bugünden farklı değildi, farklı olsaydı mahkemelerin adı değil o günkü yasaların insan hak ve özgürlüklerini kapsayan çerçevesinde ki yasaları değişmesi gerekiyordu. Ama yok. Adalet adı altında katillere özel yasa çıkarılıyor 7 genci katleden katiller serbest bırakılıyorken, 18, 19, 20 yıldan beridir cezaevinde olan binlerce Kürt siyasetçi var.

CEZA KURULU BİZE ÇALIŞIYOR

PKK hükümlüsü Nibel Genç 90lı yıllarda müebbet hapse mahkum edilenler olarak unutuldukları için kırgın olduklarını belirterek şunları söyledi: “1994’te tutuklandım, 125’inci maddeden yargılanarak 1996 yılında hüküm aldım. Bizler yani 1991 sonrası 125 ve 46’ncı maddeden hüküm giyen müebbetler kesintisiz olarak içerde en uzun süre kalanlardanız. 1970 ve 1980 darbeleri sonrası müebbet alanlar hatta idam alanlar, genel ya da kısmi aflarla infazın tümü gerçekleşmeden çıktılar. Bu yönü ile 1990 sonrası müebbet alanlar farklı bir yerde duruyor. Üstelik 90 sonrasında çoğumuz o dönemin yoğun çatışma sürecinde hukukun asgari gereklerinin bile yerine getirilmediğini DGM’lerde yargılandık. Delillere göre değil de hatta bazen aksi yöndeki delillere rağmen, içinde yer aldığımız hareketlere göre ceza aldık. Örneğin benim dosyamda ölüm ve ya yaralanma yok ama silahlı mücadele veren örgütsel yapı içinde yer aldığımdan müebbet aldım. Sonraki yıllarda infaz sisteminde yapılan çeşitli düzenlemelerden, farklı maddelerden hüküm alanlar yararlanabilirken, bizim durumumuz hep dışında bırakıldı. Ceza kanununda içinde bulunduğu 18 yıl içinde o kadar çok değişiklik yapıldı ki, artık ceza kanunun tek değişmez unsurunun devrimci hareketler içindeyken tutuklanıp müebbet hüküm alanlarımız olduğunu düşünüyorum.”

ÇİLLER’İN SÖZÜNÜN GEREKLERİ YERİNE GETİRİLDİ

Müebbet mahkumu TKP/ML TİKKO hükümlüsü Hiyem Yolcu da tepkisini şu sözlerle dile getiriyor: “2004 yılından beri tutsağım ve sayısı her gün hızlı bir şekilde artan müebbet hükümlülerinden biriyim, 3 yargı paketinde, çıkan ve çıkması muhtemel düzenlemelerden de devrimciler için bir şey beklemiyorum. Devletin katliam yapmış faşistleri serbest bırakması şaşırtıcı değildir. Bu egemen sınıf devletinin beklendik refleksidir. Bahçelievler katliamcılarından Abdullah Çatlı için Çiller’in ‘Devlet için kurşun atan da, yiyen de şereflidir’ sözleri TC devletinin sınıfsallığını, halk düşmanlığını öyle iyi göstermiştir ki tarihe geçmiştir. Bu yasa egemen sınıfların ‘kanun önünde herkes eşittir’ şeklinde ki sözlerinin temsili olarak bile bir anlamının olmadığını, hukukun da sınıfsal olduğunu açıkça göstermiştir.”

YASANIN İPTALİ GEREK

Aynı cezaevinde bulunan Avukat Şaziye Öner ise konuya hukuki açıdan yaklaşıyor. 6532 sayılı torba yasanın geçici 3’üncü maddesinin gece yarısı ön tartışmalar dahi yapılmadan belirli bir kesimi, ülkücü kesimi kurtarmak için yapılan mini bir af yasası niteliği taşıdığını belirten Avukat Şaziye Önder “Bu maddenin Anayasa’nın 10’uncu maddesinin yani kanun önünde eşitliği ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekti. Önder; “Anayasanın 10’uncu maddesi “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” der. “Oysa sol görüşlü birçok kişi en az 20 yıldır cezaevinde tutuluyor” dedi. Yasayla bırakılan hükümlülerinin birden fazla cinayet işlediklerini ve cinayete karıştıklarını hatırlatan Önder, sözlerini şöyle sürdürdü; “Mahkemelerde birden fazla idam cezası aldıkları görülmektedir. Sol düşünceye sahip olduklarından dolayı yıllardır cezaevinde ölüme terk edilen hükümlülerin dosyalarına baktığımızda, işkenceyle alınmış ifadeler, kendini işkenceden ve cezaevinden kurtarmak için itirafçı olan kişilerden alınan ifadelerin delil olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu nedenle yasanın iptal edilmesi gerek ve uzun süredir cezaevinde bulunan hükümlülerin eşitlik ilkesi çerçevesinde mahkemelere tahliye talepli başvuru yapmaları, taleplerinin reddi halinde AİHM’e dosyalarını taşımaları gerek” diyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu