Manşet

“Yolun yolumuzdur, savaşın savaşımızdır”

Taksimde bütün baskılara ve engellemelere rağmen yaptığımız eylemden sonra bizi çoruma götürecek otobüslerin hareket edeceği yere doğru ilerledik  ve 18 

Mayıs eylemi üzerinde biraz sohbet ettikten sonra türkülerimizi marşlarımızı söyledik.

Günün bütün yorgunluğuna rağmen herkes gür bir sesle eşlik ediyordu  ‘’Önderimiz ibrahim yoldaş’’ türküsüne ve gülümsüyordu.

Hareket saatimiz geldiğinde otobüslere bindik ve yola çıktık.Eve gitme şansım olmadığı için elbiselerimi değiştirememiştim ve bu yüzden İstanbul’dan ta Çorum’a bir direnişin izlerini taşıyarak gitmenin vermiş olduğu duyguyu hissettim ve kendi kendime İbrahim yoldaşın bıraktığın, emanet ettiğin kavganın izleri bugün hala üstümüzdeyse senin gösterdiğin yolun işaret ettiğin ideolojinin verdiği  cesaretten ve bilinçten kaynaklıdır diye iç geçiriyordum. İlk defa çoruma gidiyordum ve yıllarca ismini haykırdığım önderimizin mezarı başında olmanın verdiği karmaşık duygular içerisindeydim.

Bir yandan hüzün varken bir yandan da kin ve öfke doluyordu yüreğim. Öğlen vakti çoruma vardık ve köyün içerisinde kortej oluşturduk. İşte bu noktadan sonra  bedenimi saran heyecan daha bir başkaydı. Tarihe adını kanla ve direnişle yazan İbrahim Kaypakkaya’nın köyünde olmak  hatta açılan soruşturmalara davalara tutuklamalara karşı yinede orada olmak onur verici bir durumdu.

Sloganlar eşliğinde köyün içinden çıkarak mezarlığa doğru yürümeye başladık. Jandarmalar mezarlığın yoluna barikatlar kurmuş ve bizi beklemekteydi. O an  faşistlerin acizliğini daha da net bir şekilde gördüm. Onun ölü bedeninden bile korkuyorlardı ve görünen o ki onlarda biliyordu. Kaypakkaya’nn ölmediğini ve kavgamızda yaşadığını. Barikata geldiğimizde ‘’Kahrolsun Faşist Kemalist Diktatörlük’’ sloganları eşliğinde barikatları aştık ve onlara geri adım attırdık. İşte bu hamleyle birlikte kitle daha da coşkun bir halde slogan atmaya başlamış ve dümdüz ovanın sessizliğini Partizan çığlığıyla söküp atmıştı. Kaypakkaya’ya yakışır bir şekilde mezarlığa girdik ve onun yanı başında toplandık. Bir an” Kalk yoldaş bizler geldik yoldaşların geldi”  diye haykırmak geldi içimden ama kendimi zor tuttum. Mezar başına geldiğimizde yine o karışık duyguları yaşadım ve kendi kendime bir kez daha söz verdim “Yolun yolumuzdur, savaşın savaşımızdır’ diye. Daha sonra türkülerimizi marşlarımızı söyledik. Ve andımızı tekrarladıktan sonra tekrar sloganlarımızla zılgıtlarımızla mezarlıktan uzaklaşarak otobüslerimize dağıldık.  Yoldaşlarımla sohbet ederken  aslında önder yoldaşın mezarına binleri getirmeliyiz, onun kavgasının verdiği bedelin hakkı budur dedim ve bunu yapacak gücümüz var .Binleri milyonları örgütleyecek bir ideolojiye sahibiz ve elbet yoldaşımızın mücadelesini daha da yukarılara taşıyacak ve milyonlarla tekrar geleceğiz Kaypakaya’nın mezarı başına.

  

 

Ö.g Okuru

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu